Emeklilerin aylıklarının ortalaması yoksulluk ve açlık sınırı ile belirlenen geçim şartlarının altında kalmış bulunuyor.
Emeklilik çağında çalışma olanaklarına da sahip değiller. Bütçe kısıtlamaları nedeniyle emeklilere destek olabilecek sosyal harcamalar da yetersiz kalıyor. Oysa bugün emekli olan kişiler yıllarca emek vermişler ve sosyal güvenlik sistemine prim kazandırmışlardı. Yıllarca emek vermiş çalışan nüfusun emeklilik döneminde bugün karşı karşıya kaldıkları sefaletin ekonomi politik değerlendirmesini nasıl yapabiliriz?
Bu sorunun yanıtını Marks'ın Felsefenin Sefaleti başlıklı kitabında yer alan bir değerlendirmede aranabilir. Felsefenin sefaleti kitabında Marks şöyle demekteydi: "Sınıf çelişmesi üzerine kurulmuş olan her toplumda ezilen bir sınıfın varlığı, yaşama şartıdır. Ezilen sınıfın kurtuluşu böylece zorunlu olarak yeni bir toplumun yaratılmasını içerir. Ezilen sınıfın kendisini kurtarabilmesi için esasen kazanılmış bulunan üretici güçlerin ve mevcut sosyal ilişkilerin, artık yan yana yaşayamaz hale gelmiş olmaları gereklidir. Bütün üretim araçları içinde en büyük üretici güç, bizzat devrimci sınıftır."
Marks'ın bu değerlendirmesinden çıkan sonuç o dur ki, sınıf çelişmesi üzerine kurulmuş bir toplumun bireyleri olarak emeklilerin sefalet ücreti alıyor olmaları kapitalist sistemin yaşama şartını oluşturuyor. Emeklilerin sefalet içinde yaşıyor olmaları da kazanılmış olan üretici güçlerle sosyal ilişkilerin artık yan yana yaşayamaz hale gelmiş olmasından kaynaklanıyor. Marks'ın belirttiği gibi üretim araçları içinde en büyük üretici gücü devrimci sınıfın kendisi oluşturuyor. Bu nedenle devrimci bir sınıf olarak ortaya çıkmadığı sürece işçilerin yaşam boyu üretim yoluyla sağladıkları birikimler aracılığı ile emeklilikte normal bir yaşantı sürmeleri olanaklı olamıyor. Marks'ın belirttiği gibi üretim araçları içinde en büyük üretici güç devrimci sınıftır. Devrimci sınıf olmadan gerçekleşecek üretim niceliksel ve niteliksel olarak eksik kalmaktadır ve en büyük üretim aracı olarak devrimci sınıfın yokluğunda, sağlanacak fonlar aracılığıyla emeklilik dönemindeki giderlerin finanse edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Kaynaklar:
1. Karl Marks. Felsefenin Sefaleti. Sol yayınları, 1996, s:193.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder