2026 Türkiyesi'nde ücretli kesimin alım gücünde ciddi oranda azalma ortaya çıkmış olsa da genel grev gündeme gelmiyor.
Nesnel koşulların ortaya çıkmış olmasına karşın genel grevin gündeme gelmesi ise kitle grevinin siyasal koşullarının ortaya çıkmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Günümüzde genel grevin siyasal koşullarının bulunmuyor olması 1970 yılında yaşanan ve genel grev özelliği taşıyan 15-16 Haziran direnişi dönemi ile günümüz arasındaki farklılıklar üzerinden incelenebilir.
1970 yılında bir 15-16 Haziran direnişinin gelişmesi sürecinde Türkiye aynı bugün olduğu gibi uluslararası kapitalist sisteme entegrasyon sürecini yaşamaktaydı. Bir başka deyişle aynı bugün olduğu gibi işçi sınıfı ve tüm ülke emperyalizmin boyunduruğu altındaydı. Ancak bugünden farklı olarak işçi sınıfının 1970'lerdeki sendikal ve siyasal örgütleri emperyalizmin boyunduruğu altında olmayı işçi sınıfının yoğun şekilde sömürüsünün nedeni olarak görmekte ve buna işaret etmekteydi. Bu yönüyle 15-16 Haziran direnişi aynı zamanda emperyalizm karşıtı siyasal bir içeriğe sahipti.
15-16 Haziran direnişinin emperyalizm karşıtı içeriği, direnişi örgütleyen sendikalardan Maden-İş tarafından 20 Mart 1970 tarihinde çıkarılan direniş özel sayılı gazetede de vurgulanmaktaydı. 15-16 Haziran direnişi öncesinde çıkarılan bu gazetede 'İşçi sınıfı hazır ol, büyük savaşımız başlıyor' manşetinin altındaki alt başlıkta işçilere şöyle seslenilmekteydi: 'Amerikan uşakları ve patronlar senin grev ve sendika haklarını kısıtlayan bir kanun hazırlıyorlar.'
15-16 Haziran genel direnişinin üzerinden 50 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına ve bu süre içinde Türkiye uluslararası kapitalist sistemle daha yoğun şekilde bütünleşmiş olmasına karşın işçi örgütlerinin bugünkü siyasal bilinç düzeyi 1970 döneminin gerisindedir. Günümüzde Türkiye'deki işletmeler gerek mülkiyet açısından, gerekse de finansman ve ticari ilişkiler açısından 1970'lere göre çok daha fazla uluslararası sermayenin kontrolündedir. Ancak günümüz Türkiyesi'ndeki işçi örgütlerinde ideolojik ve politik bilinç düzeyi işçilerin örgütlenme ve grev hakkının kullanılmasının anti emperyalist karakterini kavramaya elvermeyecek ölçüde geridir. Bu nedenledir ki, nesnel koşullar son derece elverişli olmasına rağmen siyasal koşulların olgunlaşmamış olması nedeniyle Türkiye'de genel grev gündeme gelemiyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder